مريم's profile °•...°•.•.. La ilahe i...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 07

    MeVLiD KaNDiLi

    Alemlere Rahmet Efendimiz (s.a.v)
    Rebiülevvel ayinin 12. gecesi sabaha karsi Mekke-i Mükerreme´de dünyayi sereflendirmistir.
    Hz. Muhammed´in dünyayagelisi insanlik tarih icin önemli bir dönüm noktasidir.
    Peygamerimizin dogumunu anmak, sadece kasideler okumak ,ilahiler söylemek, kandil simidi ve tatlilar dagitmaktan ibaret olmamalidir.
    O´nun dogumunu anmaktan asil gaye; evrensel olan nübüvvetini, Allah´a olan tevekkül ve itimadini,Kur´an´a dayanan yüce ahlakini,
    insanlik ve merhametini, insaf ve adaletini, sabir ve sebatini, kerem ve cömertligini, fazilet ve cesaretini, kisaca güzel ahlakini anlamak, biz bunun neresindeyiz diye düsünmek, hatalarimizi gözden gecirmektir.
    Peygamberimizin getirdigi degerlere uymadan Allah´in sevdigi bir kul olmamiz mümkün degildir:
    "Habibim, deki:Allah´i seviyorsaniz bana uyun ki , Allah da sizi sevsin ve günahlarinizi bagislasin" (Al-i Imran, 31)
    "Andolsun ki Resulullah ,sizin icin ,Allah´a ve ahiret gününe kavusmayi umanlar ve Allah´i cok zikredenler icin güzel bir örnektir"
    (Ahzab, 21)

    January 01

    BÜYÜK NIMETLER

    Abbasi halifelerin den biri, ibnü´s-Semmak´a:
    "Bana ögüt ver"dedi. Halife bu sira da icmek üzere oldugu bir bardak suyu elinde tutuyordu.
    Ibnü´s-Semmak:
    "Bir cölün ortasinda cok siddetli bir susuzluga yakalandigin vakit, su elinde ki suyu bütün
    servetin karsiliginda sana teklif etseler ne yapardin?" diye sordu.
    Halife: "Bütün servetimi verir, bu suyu alirdim." dedi.
    Bunun üzerine Ibnü´s- Semmak sunu söyledi:
    "O halde bir bardak su degerinde olan servetinle daha niye böbürlenirsin?"
    Bu hikaye bir yaniyla dünya servetinin degersizligine dikkat cekerken, diger yaniyla bir bardak
    suyun dahi ne kadar büyük bir nimet oldugunu anlatiyor.
    Sükredecek kücük gibi görünen o kadar büyük nimet var ki.
    Yeter ki kul gaflet perdesini üzerinden atip nimetleri fark edebilsin. Bunun yolu da 
    yüce Allah´i zikretmekten gecer.
    Allah dostlari daimi ve düzenli olarak zikir yapmaya önem göstermisler ve zikri
    talebelerine ders olarak vermislerdir


    MUHARREM AYIN DA ORUC

      Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:
    "Ramazan ayindan sonra en faziletli oruc Allah`in ayi olan Muharrem ayinda tutulandir."
     (Hadis-i Serif)
     Bir adam Hz. Ali`ye (r.a) sorar:

    "Ramazandan sonra hangi ayda oruc tutmami tavsiye edersiniz?"
     Hz. Ali (r.a) su cevabi verir:
    "Bu soruyu Resulullah`a bir adam sordu. Dedi ki " Ey Allah`in Resulü!
     Ramazandan sonra hangi ayda oruc tutmami tavsiye edersiniz?"
     söyle buyurdu:

    " Ramazan disinda oruc tutmak istersen Muharrem ayinda tut.
     Cünkü o Sehrullah ( Allah`in ayi) dir.

     O ayda bir gün vardir ki, Allah onda bir kavmin günahlarini affetti,
     bir baska kavmin günahini da affedecek." (Hadis-i Serif)



    December 31

    RESULULLAH IN DUALARIN DAN

    " ALLAHIM!
    SENDEN DÜNYA VE AHIRETTE AF VE AFIYET ISTERIM.
      RABBIMIZ!
    BIZE KENDI KATINDAN RAHMET VE ISIMIZI RAST GETIR:
      ALLAHIM!
    CEHENNEM FITNESINDEN, CEHENNEM AZABINDAN, KABIR FITNESINDEN VE
    KABIR AZABINDAN SANA SIGINIRIM.
      ALLAHIM!
    BENI SANA YÖNELENLERIN EN IYILERINDEN ,
    SANA YAKLASANLARIN EN YAKINLARINDAN VE
    SENDEN ISTEYENLERIN EN FAZILETLILERINDEN KIL.
      ALLAHIM!
    KÖTÜ KADERDEN, DÜSMANLARIN GÜLMESINDEN, BEDBAHTLIKTAN VE
    DARLIKTAN SANA SIGINIRIM.
      ALLAHIM!
    KULAGIMIN SERRINDEN, GÖZÜMÜN SERRINDEN, DILIMIN SERRINDEN
    SANA SIGINIRIM.
      ALLAHIM!
    SEN AFFEDICISIN, AFFETMEYI SEVERSI.
    BENI DE AFFEYLE.
      ALLAHIM!
    SENIN NIMETIN, AFIYETIN VE KORUMAN ICINDE SABAHLADIM;
    BANA OLAN NIMETINI, AFIYETINI VE KORUMANI TAMAMLA.
      BIZI YEDIREN, ICIREN VE MÜSLÜMAN OLARAK YARATAN
      ALLAH´A HAMD OLSUN." 
     
     
    August 04

    Bugün hangi bahaneyi uyduracaksin...?

    Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Küre-i arz bana bir mescid ve temiz kılındı.
    Ümmetimden her kim bir namaz vaktine ulaştımı nerede olursa namazını kılsın."
    Kütüb-i Sitte

    Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb'im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım
    vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların
    azalmasından korktum. Vakit girince, içim "cız" etti hep.
    Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.
    Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim.
    "Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım.
    Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna.
    Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm.
    Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım.
    Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana.
    Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana.
    Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana.
     Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin.
    Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla
    geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa,
    kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.
    Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim.
    Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm.
    Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum.
    Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım
    Içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben  Oysa Sen,
    dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada
    çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni.
    Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de,
    işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin.
    Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.
     
    (Alinti)
     
    July 18

    SEVVAL ORUCU

    Ramazan ayindan sonra kameri aylardan Sevval ayi gelir. Sevval ayi ramazan bayramiyla baslayan bir aydir.
     
    Bu ayda Peygamber Efendimiz´in (s.a.v)hic terk etmedigi alti gün oruc vardir.
    Resulullah (s.a.v), "Bir kimse Ramazan ayi orucunu tutar ve ona ilaveten Sevval ayinda alti gün oruc tutarsa bütün bir seneyi orucla gecirmis gibi olur" buyurmustur. Böylece, bir yillik oruc tutmanin sevabi vaad edilmektedir. Her sene böyle yapan da ömür boyu oruc tutmus gibi olur.
    Cünkü Cenab-i Allah :
                
    "Her kimse hayirli bir isle gelirse, kendisine, onun on misli sevap  vardir" buyurmaktadir.
    Öyle ise tutulan oruc on ay yerine gecer.
    Alti günün on misli de altmid gün yani iki ay olur, ikisini toplarsak hepsi 360 eder. Yani bu kisi 365 günün 360´ini oruc tutmus
    olarak gecirecek demektir. Geriye kalan bes gün bayram güneridir. Bir gün Ramazan, diger dört gün de Kurban bayramidir. Bu bes günde oruc tutmak haramdir. Allah´in katinda her sey bir ölcüye göredir. Bu orucun mesru kilinmasindaki sir sudur:
     
    Ramazan ayinin pesindeki oruc, farz namazlarin pesinden kilinan sünnet namazlari gibidir. Nasil ki bu sünnetler, farzlarda olmasi muhtemelen kusurlari telafi ediyorsa, Sevval ayinda tutulan oruc da ramazan orucunda bulunmasi muhtemel kusurlari telafi eder
    July 16

    her daim dua edin..

    Efendimiz (SAV) buyuruyor ki: "Sizden biri dua ettiği zaman kabul olunacağına dair içinde güçlü bir ümit besleyerek dua etsin. Çünkü o duanın kabul edilmesi ALLAH için kolaydır." (İbn - i Hibban)
                                                                       

    Efendimiz (SAV) buyuruyor ki: "Yüce Allah sizin ettiğiniz duaları kabul eder. Yeter ki siz "Dua ettim, ettim hala kabul olmadı" deyip, duayı bırakmayın. Acele etmeyin. ALLAH'tan çok çok istemeye devam edin. Çünkü siz keremi sonsuz olandan istiyorsunuz."(Buhari)
    http://img170.imageshack.us/img170/7770/dua6rz7.jpg
    Fırsat şimdi elimizdedir; yarın gözlerimiz kapanabilir ve dillerimiz susabilir...İçinizden sessizce bir şeyler istemek, Yaratıcının huzurunda sesli düşünmektir...Yorgun kalpler için duadan daha dinlendirici bir mutluluk kaynağı yoktur...Yaşayacağımız her zorluk veya değişim anı, bizim için bir dua ve isteme fırsatıdır...
    islamportali.com
    April 23

    KISSADAN DERSLER

                                      
        

                                                                                                  

    Bu alem de tesadüfle meydana gelmis hicbir sey yoktur
    Her sey bir ilim ve hesap üzere yaratilmistir.
    Kainati yoktan var eden,

    her varligi kudret elinde tutan,
    onlari diledigi gibi sevk ve idare eden
    bir yaratici vardir.
    Bu alem kendi basina olmustur demek,"Oturdugum ev,
    bir tesadüf sonucu kuruldu,kendiliginden temelleri atildi,
    duvarlari örüldü,odalari bölündü,kapi ve pencereleri takildi,
    catisi catildi,böylece bir an da bina ortaya cikti"demek gibi
    tuhaf ve ahmakcadir.
    Her resmi bir cizen,her yaziyi bir yazan,
    her eseri bir yapan vardir.
    Aynen bunun gibi,yeryüzünü ayaklarimizin altina döseyen,
    üzerini binlerce nimetle bezeyen,her insana ayri bir sima,
    her cicege ayri bir renk ve desen veren,
    her canliya rizkini sevk eden,gögü üstümüze bir tavan gibi yükselten,
    semayi günes ve yildizlarla süsleyen bir sahip vardir.
    Iste bu sahip ve essiz sanatkar
    Rahman ve Rahim olan Yüce Allah tir.

            

    April 11

    Ne kadar zamaniniz kaldi biliyormusunuz???


    NAZİK OLMAK İÇİN, BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN.

    SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN.

    BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN.

    ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN,EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN


    ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN, DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN.

    DUA'YA İNANMAK İÇİN, ACILARI BEKLEMEYİN

    YARDIM EDEBİLMEK İÇİN, ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYİN

    ÖZÜR DİLEMEK İÇİN, DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN.

    NE DE BARIŞMAK İÇİN AYRILIĞI BEKLEMEYİN,

    ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ.....

    February 11

    Basörtü bir inanc meselesi


    ana.gif

    Bana basini aç diyorlar
    Rahat yasa,kalbin temiz olsun yetermis
    Rahman'in verdigi emri hiçe sayiyorlar
    Ben seni çikartmam benim BASÖRTÜM


    Namaz kilarken takarsan yetermis
    Kendileri Kuran'a fetva edermis
    Bes tel saç için bu nasil degermis
    Ben seni çikartmam benim BASÖRTÜM


    Bir metre bez parçasi dediler adina
    Hakkin kanunuysa kolay gelir bu cana
    İnsanlar istiyor diye,karismam günah'a
    Ben seni çikartmam benim BASÖRTÜM


    Ne varmis devir degismis artik
    Devirler degisse ayrilmaz kanim
    Seni öyle isledim ki tenime benim
    Ben seni çikartmam benim BASÖRTÜM


    Okuyamassiniz bu basörtüsüyle
    Biryere varamassiniz böyle
    Hedefim zaten belli yolum Hakka yönele
    Ben seni çikartmam benim BASÖRTÜM


    Asirlar geçse nasil degisir kanun
    Kiyamet kopmadan bitmez bu Din
    Mezara girsemde basimi örtün
    Ben seni çikarmam benim BASÖRTÜM

                                                                                                                                                        

     Müslüman kadının ölçüsü Kuran ahlakıdır. Eğer Allah'ın Kuran'da bildirdiği güzel ahlakı gösterdiği için çevresindeki bazı insanlar tarafından kınanıyorsa, bu durum onun bu yöndeki şevkini, iradesini ve isteğini daha da güçlendirir. Allah'ın rızasını kazanabilmesi onun için, insanların hoşnutluğunun ve düşüncelerininçok üzerindendir                                                                                                                                                                                                                            

     

     

    October 21

    BASIMIZIN TACI EFENDIMIZ

          




                 
     
                     Alemlerin efendisi sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa
                Efendimiz (s.a.v) insanlarin en yumusak huylusu, en adaletlisi ve
                en cömert olaniydi. Isteyene asla hayir, yok diyemezdi. Sözü ve
                konusmasi en güzel, tevazusu en mükemmel insandi. Ondan daha
                yumusak tabiatlisi yoktu. Insanlarin en güzel gecimli ve en güzel
                hayali olaniydi.
                Kimsenin yüzüne, gözünü dikip bakmazdi. Hediyeyi kabul eder
                hediye bir tas süt bile olsa asla geri cevirmezdi. Aldigi hediyenin
                karsiligini fazlasiyla verirdi. Gelen hediyeyi yerdi, ama sadaka
                almazdi ve yemezdi.
    August 30

    MeVLaNa

         Die Grafik                MEVLANA'DAN ALTIN SÖZLER         Die Grafik

     

     

     Mevlana Jelaleddin Rumi

    "Gene gel! gene gel! her ne isen gene gel! kafirsen, atese tapiyorsan, puta tapiyorsan da, gene gel,
    Bu bizim dergahimiz umutsuzluk dergahi degil,
    Yüz kere tövbeni bozmussan da gene gel!"
                                                                Hz.Mevlana
             
                                                           

    YEDi ÖGÜT

    Cömertlikte yardim etmede akar su gibi ol,

    Sefkat ve merhamette günes gibi ol,

    Baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol,

    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,

    Tevâzû ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,

    Hosgörülükte deniz gibi ol,

    Ya oldugun gibi görün,
    Ya göründügün gibi ol !

     

    ( MEVLÂNÂ )

           

     

     

    August 11

    Kapi Calar

     Sabahın erken saatlerinde...

    Açarsınız,sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın

     güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden

    “bugün kahvaltıyı bahçede yapalım diye geçirirsiniz...”

    Kapı çalar...

    Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda bir imza atarsınız.

     Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde

     olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. “Artık canım sıkılmayacak” diye

    keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alır şezlonga uzanırsınız.

    Zil çalar...kapıya koşarsınız,

    Yıllardır göremediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu

    hatta günlerce sürer. “Yaşamak ne güzel” dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken...

    kapı çalar...

    Dürbünden bakarsınız:kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz.

    Bir daha çalar. Bakarsınız,yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız.

    Komşunuzun oğlu elindeki sopayla zile uzanmakta,meğer tuzları bitmiş.

    İçeriden gelirken kendi kendinize söylenirsiniz. “Elbette göremem

    keratanın boyu bir metre...” bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.

    Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız!(veya beyinize)

    Kapı çalar...

    Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden

    izne çıkmıştır. “Oğlum benim...” diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı

    zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar.

    Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden.

    Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...

    “Ve kapı çalmaz...”

    En büyük misafir gelir.

    Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi,şaşırırsınız.

     “Niye haber vermedi?”diye içinizden geçirirken,

    “Doğduğunuzdan beri zile basmaktayım.”der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an.

    Ama o andan sonra diliniz dönmez.

    ...ÖLÜM SESSİZ SEDASIZ GELİVERMİŞTİR... 

     

    July 20

    SzeiTe

    Website Counter

    Free Hit Counter            ESSELAMUN ALEYKÜM

                                        TÜM ZIYARET EDENLER DEN VE YORUM YAZANLAR DAN ALLAH RAZI OLSUN.

    green word guestbook YORUM YAZANLAR DAN TEKER TEKER TESEKKÜR ETMEK ISTERDIM AMA KIMINIZIN SAYFASI ACILMIYOR..

     TESEKKÜR EDERIM..

                                                 ALLAH A EMANET OLUN


                                                                                  

                                                                          Sayfam i Ziyaret Ettigin icin Tesekkür Ederim


    June 23

    sükret

    Düşün ve Şükret !

    Allah’ın sana bahşettiği nimetleri düşün !

    Sağlıklı bir beden,

    Güvenli bir vatan,

    Yeterince gıda ve giysiler,

    İhtiyacın olan hava, su ...

    Ve daha neler, neler !?..

    Düşün ve Şükret !

    Dünya senin !. Fark edebiliyor musun ?

    Hayat senin !. Kavrayabiliyor musun ?

    Her türlü nimet senin !. şükredebiliyor musun ?

    Düşün ve Şükret !.

    Eksik olan ne ?..

    Gören gözlerin,

    Konuşan dilin, dudakların,

    İşiten kulakların,

    Ellerin, ayakların var !..

    Düşün ve Şükret !

    Ayaklarının üzerinde yürümek kolay iş midir ?

    Bacakların üzerinde durmak kolay iş midir ?

    Çalışmayan nice ayaklar, kesilen nice bacakları düşün !..

    Doyasıya uyumak kolay iş midir ?

    Acıyla kıvranan, kapanmayan nice gözleri düşün !

    Mideyi yiyeceklerle doldurmak,

    yada kana kana su içmek kolay iş midir ?

    Yemek yiyemeyen, su içemeyen nice hastaları düşün !..

    Düşün ve Şükret !..

    Sesleri işitmeni düşün; sağırlıktan korunmuşsun.

    Görme özelliğini düşün ; Körlükten korunmuşsun.

    Akıl nimetini düşün ; delilikten korunmuşsun.

    ***

    Yalnız görme ya da işitme özelliğini,

    Tonlarca altınla değişir misin ?

    Ellerin, ayakların karşılığında

    Nâdide mücevherleri kabul eder misin ?

    ***

    Bil ki sen, sayılamayacak kadar çok nimetlere ve özelliklere sahipsin. Fakat bunların farkında değilsin. Bunun için hep sıkıntı, üzüntü ve ümitsizlik dalgaları arasında kıvranıp duruyorsun.

    Oysa sıcak ekmeğin,

    Soğuk suyun,

    Doyasıya uykun,

    Ve gıpta edilecek sağlığın var...

    Bunlara şükretmelisin.

    Düşün ve Şükret !..

    Ele geçiremediklerini düşünüp üzüleceğine,

    Kaybettiğin maddi değerler için huzursuz olacağına,

    Elinde olanlar için şükretmelisin !..

    Çünkü mutluluğun anahtarı senin elinde !..

    Zira nimetlerin devamı ; Şükürle olur.

    Huzur ve mutluluk ; Şükürle olur. UsergrafikMustafa Varli

    May 20

    YALAN....

    Gifler | Hareketli Resimler | Işık Gifleri

    YALAN

    Yalanı iş edinme, çok yalan söyleme. Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Yalancılık çok çirkin bir huydur. Dinimiz yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır.

    Yalan rûhî bir hastalıktır, müslümanların kendilerini bundan korumaları gerekir. Çocuklar daha küçükken doğru sözlülüğe alıştırılmalı, yalanın zararları kendilerine anlatılmalıdır.

    Cenab-ı Hakk, "Yalan sözden kaçının" (Hac, 22/60) diye emrettiği halde basit dünya menfaatleri için yalan söyleyenler vardır. Özellikle yalan yere şahitlik yapmak çok kötü bir davranış ve büyük bir günah sayılmıştır. Gerçek bir müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur:

    "Ey iman edenler! Hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şâhidler olun. Velev ki, o şahitliğiniz nefisleriniz yahut ana babanızla yakın akrabanız aleyhine olsun. İster üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun" (Nisa, 4/135).

    Peygamber Efendimiz de, yalan söylemenin ve yalan şahitlik yapmanın büyük günahlardan olduğunu ısrarla belirtmiştir (Riyazü's-Sâlihîn, III, 138). Ayrıca yalanın münafıklık alâmetlerinden olduğunu haber vermiştir (Müslim, İman, 107).

    Dinimizde sadece üç yerde yalan söylemeye izin verilmiştir:

    a) Zulüm ve haksızlığa uğramış bir adamın can, mal veya namusunun zarar görmekten kurtarılması için;

    b) Dargın olan karı-kocayı veya iki kişiyi barıştırmak için. Çünkü Rasûlullah, İnsanlar arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir" (Müslim, Birr ve Sıla, 27) buyurmuştur.

    c) Harpte düşmanı yenmek için.

    Yalanın kötülüğüne gelince, Peygamberimiz (s.a.v.);

    "Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır" (Buharî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105) buyurmuştur. Yalanın en büyük kötülüğü işte budur. Yani, insanı Allah Teâla'nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem'e götürmesidir. Ayrıca yalan insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar, yerine düşmanlık tohumları eker. Yalan er geç ortaya çıkacağından, yalancılar, kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Kısaca yalan, insanı dünyada da ahirette de felâkete sürükler.

    Şamil İA


    February 27

    Bu Aralar Ben Eski Ben Degilim

     

     Bu Aralar Ben Eski Ben Degilim


    Bu aralar ben eski ben değilim,
    Ne yediğim yemeğin tadı var, nede içtiğim çayın,
    Ne gülmem gerçek ne ağlamam
    Ne konuşmalarım anlamlı nede bakışlarım...
    Bu aralar ben eski ben değilim ki!

    Mesela eski ben şimdikine göre;
    Daha gülerdi gülümserdi...
    Cılgınlıklar yapar,
    Zaman ve sınır tanımazdı...

    Ah ah!...
    Bu aralar ben eski ben değilim ki!

    Bir ucurumun kıyısındayım,
    Atlamak ile kalmak arasında didinip duruyorum,
    Hep düşünce hep plan,
    Uygun olan hiçbirşey yok inan...

    Ah ah!
    Bu aralar ben eski ben değilim ki!

    Son günlerde herşey ters gidiyor,
    Suçlu ben miyim?
    Yoksa hayat mi suçlu?
    O kadar cok kalabalıkların içindeyim
    Etrafın insanlarla dolu
    Ama bir bilseler
    Aslında cok yanlızım...

    Bu aralar ben eski ben değilim ki!
    Hiçbirşey yapmak gelmiyor içimden,
    Elime giysilerimi alıp,
    Kulağımda müzik sesiyle,
    Cıplak ayaklarımla koşmak istiyorum
    Olabildiğince ıssız yeşilliklere
    Olabildiğince kaçmak istiyorum
    Herşeyden kendimden...

    Ya ne bileyim farklıyım bu aralar...
    Eski ben değilim anla işte....